Mehmet Pamuk; üretimi, istihdamı, dayanışmayı ve yerel kalkınmayı merkeze alan bir anlayışla Gaziantep’in geleceği için çalışır. Şehrin değerlerini koruyan, sorunlara çözüm üreten ve toplumun her kesimini ortak hedeflerde buluşturan güçlü bir yönetim vizyonu sunar.

Heybeliada Ruhban Okulu: Eğitimin ötesinde bir siyasi ve hukuki tartışma

Mehmet Pamuk

Heybeliada Ruhban Okulu: Eğitimin ötesinde bir siyasi ve hukuki tartışma

Mehmet Pamuk | 26 Eylül 2025

Heybeliada Ruhban Okulu meselesi, yıllardır Türkiye’nin gündemine farklı dönemlerde taşınan bir tartışmadır. Batı kamuoyu çoğu zaman bunu yalnızca bir “dini eğitim hakkı” çerçevesinde ele alırken, Türkiye açısından mesele çok daha derin boyutlar içermektedir.

1971 yılında alınan Anayasa Mahkemesi kararı ve 625 sayılı yasa ile tüm özel yüksek okullar devlete bağlandı. Bu karar, eğitimde birlik ilkesini temel alan Tevhid-i Tedrisat Kanunu’nun da bir gereğiydi. Ancak Fener Ortodoks Kilisesi, Ruhban Okulu’nun İstanbul Üniversitesi’ne bağlanmasını kabul etmedi. Böylece sorun bir eğitim meselesinden çıkıp, devlet otoritesine karşı “özerklik talebine” dönüştü.

Bugün gelinen noktada, okulun yeniden açılması yalnızca pedagojik ya da dini bir ihtiyaç değil; hukuki, siyasi ve stratejik bir karar anlamına gelir. Devlet kontrolü dışında özerk bir yapıya izin verilmesi, uzun vadede Türkiye’nin egemenlik haklarını tartışmaya açabilecek bir kapı aralayabilir.

OLUMLU YANLAR

  • Türkiye, uluslararası kamuoyu önünde din ve vicdan hürriyetini gözeten bir ülke imajı güçlendirebilir.
  • Diplomatik ilişkilerde, özellikle ABD ve AB ile pazarlık masasında esneklik sağlayacak bir koz olarak kullanılabilir.
  • Kültürel çeşitliliğin bir sembolü olarak, Türkiye’nin çok dinli ve çok kültürlü tarihine vurgu yapılabilir.
  • Kontrollü bir şekilde, devlet otoritesi altında yeniden yapılandırılması hâlinde, eğitim sisteminde bir kazanım olarak gösterilebilir.

OLUMSUZ YANLAR

  • Devlet kontrolü dışında özerk bir yapı verilirse, Tevhid-i Tedrisat Kanunu ihlal edilmiş olur ve eğitimde birlik ilkesi zedelenir.
  • Fener Ortodoks Kilisesi’nin özerklik talebi, uzun vadede “Vatikan benzeri” siyasi bir yapının doğmasına zemin hazırlayabilir.
  • Türkiye’de yaşayan Müslüman nüfusun dinî kurumları üzerinde ciddi denetim varken, farklı bir dinî kurumun özerklik kazanması toplumda “çifte standart” algısı yaratır.
  • Batı Trakya’da soydaşlarımız kendi müftülerini seçemezken, Türkiye’de böyle bir taviz verilmesi ulusal onur ve eşitlik duygusunu zedeler.
  • Bu karar, dış baskılarla atılmış bir adım olarak algılanırsa, halk nezdinde devlet iradesine olan güveni sarsar.

SONUÇ

Heybeliada Ruhban Okulu meselesi, yalnızca bir okulun kapalı kalıp kalmaması değildir. Asıl mesele, Türkiye’nin hukuk devleti olma ilkesini, egemenlik haklarını ve millî bütünlüğünü koruyup koruyamayacağıdır. Eğitim özgürlüğü ile devlet otoritesi arasındaki denge doğru kurulamazsa, bu konu gelecekte çok daha büyük siyasi krizlerin temelini oluşturabilir.

Türkiye, diplomatik baskılarla değil, kendi hukuk sistemi ve millî çıkarları çerçevesinde karar vermek zorundadır. Tarih, bu noktada alınacak yanlış bir kararın vebalini ağır biçimde yazacaktır.

Görüş ve İletişim Formu


Tarih
Yorum
Yorumu Yapan
30.06.2026 07:21 Salı
Ana Yorum Kitabınızı çok beğendim.
Şe** A**
30.06.2026 07:22 Salı
Yönetici Cevabı
Bu yanıt, üstteki ana yoruma bağlı konuşma içinde gösterilir.
Teşekkür ederim.
Mehmet Pamuk