Mehmet Pamuk; üretimi, istihdamı, dayanışmayı ve yerel kalkınmayı merkeze alan bir anlayışla Gaziantep’in geleceği için çalışır. Şehrin değerlerini koruyan, sorunlara çözüm üreten ve toplumun her kesimini ortak hedeflerde buluşturan güçlü bir yönetim vizyonu sunar.

Siyasetin gölgesinde çürüyen devlet

Mehmet Pamuk

Siyasetin gölgesinde çürüyen devlet

Mehmet Pamuk | 01 Ağustos 2025

Bir devletin temeli taşla değil, adaletle örülür. Adalet, milletin güveninin en saf hâlidir; o güven zedelenirse, devletin direği sarsılır.

Bugün Türkiye Cumhuriyeti’nin siyasal gündeminde “yeni anayasa” tartışmaları yer alsa da, bu tartışmaların arkasındaki asıl mesele, adaletin kim tarafından ve hangi niyetle yönetileceğidir. Çünkü yargı bağımsızlığını kaybetmiş bir ülkede, anayasa metinleri sadece kâğıt üzerinde kalır.

Hâkimler ve Savcılar Kurulu’nun (HSK) yapısı, uzun süredir yürütme organının gölgesi altındadır. Bu kurulun üyelerinin büyük kısmı iktidar etkisiyle atanmakta, kritik görev dağılımları siyasetin rüzgârına göre belirlenmektedir. Oysa yargının siyasetle yakınlığı, hukuk düzeninin temellerini çürütür; hâkimlerin vicdanı değil, talimatın dili konuşur hâle gelir.

Devletin devamlılığı, hükümetlerin sürekliliğinde değil; adaletin tarafsızlığında gizlidir. Gerçek hukuk devleti, hiçbir partiye borçlu olmayan; sadece millete ve vicdana hesap veren bir adalet düzeniyle mümkündür.

Bugün geldiğimiz noktada, adaletin terazisi adeta siyasetin kefesiyle oynanmaktadır. Yargı bağımsızlığını savunanlar “muhalif”, siyasal yönlendirmeye boyun eğenler “makbul” kabul edilmektedir. Bu düzenin adı demokrasi değil, “güdümlü hukuk”tur.

OLUMLU YANLAR

  • Türkiye’de hâlâ meslek onurunu koruyan, tarafsızlık yeminiyle hareket eden hâkim ve savcılar bulunmaktadır.
  • Adaletin siyasetten bağımsız olması gerektiği yönünde toplumda artan farkındalık, geleceğe dair umut ışığıdır.
  • Dijitalleşme ve şeffaflık yönündeki girişimler, adli süreçlerin izlenebilirliğini artırmaktadır.
  • Hukuk camiasında genç, idealist ve liyakat temelli kadrolar yetişmekte; bu da sistemin kendi içinde yenilenme potansiyelini barındırmaktadır.
  • Kamuoyu, artık “adalet” kavramını yalnızca mahkeme kararı değil, “devlet ahlakı” olarak algılamaya başlamıştır.

OLUMSUZ YANLAR

  • Hâkimler ve Savcılar Kurulu’nun siyasi etkiler altında şekillenmesi, yargı bağımsızlığını fiilen ortadan kaldırmıştır.
  • Adalet mekanizması içinde “liyakat” yerini “sadakat”e bırakmıştır.
  • Farklı düşünen hâkimler ya da savcılar görev yerleri değiştirilerek cezalandırılmakta, bu durum korku kültürünü yaygınlaştırmaktadır.
  • Mahkeme kararlarında siyasal tercihlerin izleri belirginleşmekte; aynı konuda farklı davalar için zıt hükümler çıkmaktadır.
  • Hukuk eğitiminin niteliği zayıflamış, mezun sayısı artarken kalite düşmüştür.
  • Toplumun geniş kesimlerinde “adalet yok” inancı yerleşmiştir; bu, bir devletin yaşayabileceği en büyük meşruiyet krizidir.

Adalet, bir ülkenin namusudur. O namus lekelenirse, milletin vicdanı da kararır. Devletin çürümesi bir binanın çökmesi gibi sessiz başlar; ama en derin çatlak hep adalet duvarında oluşur.

Bugün yapılması gereken, yeni anayasa yazmak değil; mevcut hukuku siyasetin zincirlerinden kurtarmaktır. Hâkimler ve Savcılar Kurulu’nun üyelik yapısı yeniden düzenlenmeli, yürütmenin etkisinden tamamen arındırılmalıdır. Yargı reformu, sadece teknik bir mesele değil; ahlaki bir diriliş meselesidir.

Bir devletin geleceğini kurtaracak olan, güçlü liderler değil, bağımsız hâkimlerdir. Çünkü güçlü liderler hata yapabilir, ama güçlü bir adalet düzeni o hatayı telafi eder. Eğer adalet siyasetin emrine girerse, devletin tüm organları sırayla çürür.

Görüş ve İletişim Formu


Tarih
Yorum
Yorumu Yapan
30.06.2026 07:21 Salı
Ana Yorum Kitabınızı çok beğendim.
Şe** A**
30.06.2026 07:22 Salı
Yönetici Cevabı
Bu yanıt, üstteki ana yoruma bağlı konuşma içinde gösterilir.
Teşekkür ederim.
Mehmet Pamuk